Fikirleri Yazıya Geçirmek Lazım.

http://www.thinkgeek.com/images/blog/icon_facebook.gifFACEBOOK'TA PAYLAŞ

AYDIN DOĞAN

Cumartesi, Kasım 7, 2009 ·

1936 yılında Gümüşhane Kelkit'te doğdu. Bölgenin köklü ailelerinden birinin oğlu olarak dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini Kelkit'te, lise öğrenimini Erzincan'da tamamladı. 1956-60 yılları arasında İstanbul Yüksek İktisat ve Ticaret Mektebi’nde okudu. Öğrencilik yıllarında "Talebe Cemiyeti" başkanlığı yaptı. 1958'de, daha öğrenimini bitirmeden, iş hayatına atıldı. Nakliyecilik, müteahhitlik, otomobil, ticari araç, iş ve inşaat makineleri gibi değişik sektörlerde ticaret yaptı.1961 yılında ilk şahsi şirketini kurdu. 1970 yılına kadar şirket toptan ticaret alanında varlık gösterdi..

1974'de yeni şirketi ile sanayi alanına adım attı. 1974’ü izleyen yıllarda İstanbul Ticaret Odası Meclis ve Yönetim Kurulu Üyeliği’ne, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Yönetim Kurulu Üyeliği’ne seçildi.

1979 yılında Milliyet Gazetesi'ni devralarak basın ve yayıncılık dünyasına girdi. Çalışmaları ile bu alanda yükselen bir grafik çizdi. 1986-96 yılları arasında Türkiye Gazete Sahipleri Sendikası Başkanlığı'nı yürüttü. 1998 yılında Tokyo'da yapılan Dünya Yayıncılık Birliği (World Association of Newspapers - WAN) toplantısında seçimle Yönetim Kurulu Üyeliği’ne getirilen ilk Türk oldu.
1999 yılında T.C. Devlet Üstün Hizmet Madalyası ile ödüllendirildi. 1999 yılında Girne Amerikan Üniversitesi'nden, 2000 yılında Ege Üniversitesi'nden, 2001 yılında ise Bakü Devlet Üniversitesi’nden ve 2005 yılında Marmara Üniversitesinden fahri doktor ünvanı aldı.

1996 yılında Aydın Doğan Vakfı’nı kurdu.
Doğan Grubu’nun, medyadan finansa, endüstriden turizme,telekomünikasyondan enerjiye kadar geniş bir sektörel yelpazede üretim yapan ya da hizmet veren şirketleri bulunmaktadır.
Grup şirketleri, Doğan Yayın Holding, Ray Sigorta, Milpa, Çelik Halat, Ditaş, Hürriyet, Milliyet, Petrol Ofisi ve Doğan Burda'dır.
Aydın Doğan evlidir, dört çocuk ve dört torun sahibidir

Aydın beyin biyografisi kısaca bu…onun hakkında yazılmış bir kitapta ise şunlardan bahsedilmiş;

Aydın Doğan, 1936'da Gümüşhane'nin Kelkit ilçesinde etkili bir ailenin sekiz çocuğundan biri olarak dünyaya gelmiş. Aile CHP'li, 1948'e kadar uzun yıllar boyunca önce Aydın Doğan'ın babası, ardından da amcası ilçenin belediye başkanlığını yapmışlar. Ailesi ticaret ve tarımla uğraşan Aydın Doğan, okula düşkün bir öğrenci olmamış hiç. Gönlü daha çok aile işleriyle ilgilenmekte, ticaret ya da tarımla uğraşmaktaymış.
Aydın Doğan, ortaokulu bitirdikten sonra İstanbul Haydarpaşa Lisesi'ne yazdırılır ama burada okumak istemez, önce Trabzon, sonra Erzincan Lisesi'ne geçer ve buradan mezun olur.
Ortaokuldayken ailesinin işleriyle ilgilenir, hesaplara bakar; ama en çok çiftçilikten hoşlanır. O zamanlar ziraat mühendisi olup, çiftliğin başına geçmek güçlü atlar yetiştirmek gibi hayaller kurar. Ama liseyi bitirdiğinde İstanbul'a gelip Yüksek İktisat ve Ticaret Mektebi'ne yazılır. Aydın Doğan dört yıl okuyacağı bu okulu bitirmez, ama daha ilk yıllardan itibaren ecza deposu işletmek, nakliyecilik gibi işler yapar. 1958'de işleri kötü gidince babası İrfani Bey, Almanya'ya gidip eğitimini orada sürdürmesini önerir. Aydın Doğan, 'hayır, ben para kazanacağım, gerekirse okulu bırakırım' deyince bir kez daha yardım eder ve 'artık benden bir daha para isteme der'.
Aydın Doğan'ın 'Babam, zengin varlıklı adam. Anadolu'nun o zamanki varlılıklıları gibi daha çok toprak zengini' diye söz ettiği İrfani Bey'i, eşi Semra Hanım şöyle anlatıyor: "Aydın'ın babası İrfani Bey, o bölgenin, Kelkit'in eşrafı, ağasıydı; ama tabii ki Doğu ve Güneydoğu'daki ağalar gibi değil. O bölgede zaten öylesi bir ağalık düzeni yoktu... Mahkemeyle, hükümetle, kaymakamlıkla işi olan, kızı kocaya kaçan, oğluna iş arayanlar İrfani Bey'e başvururdu(...)"
Sonraki yıllarda kamyon, dikiş makinası, transistörlü radyo gibi pek çok şeyin ticaretini yapan Aydın Doğan bu kez başarılı olur: "Anadolu'dan gelen neredeyse herkes benden mal alırdı, güvenirdi bana. (...) Başlangıçta kendi bölgemin çok büyük desteğini gördüm. Yani şimdi bakıyorum da çok mu akıllıydık? Yoo... Zaman da bize yardım etti, o zamanın şartları da..." Ardından Aydın Doğan sanayiye, bankacılığa girer, işleri büyür ve 1979 yılında, arkadaşı İnan Kıraç'ın aracılık etmesiyle Ercüment Karacan'dan Milliyet Gazetesi'ni 120 milyon liraya satın alır…..

Araştırma yaparken övgüler kadar yergiler de buldum, doğal olarak….Bir kısmını aşağıya ekliyorum… Aydın Doğan Neyin Peşinde, Nasıl Zengin Oldu, Kimlerle İşbirliği
Yapıyor? Doğan'ın
zengin edilmesi operasyonu diğer otomobil bayilerine üretim kısıtlı diye
günde 3 araba gönderilirken Doğanın bayisine günde 300 araba gönderilmesiyle
yapıldı. Zaten çok büyük olan araç talebini İstanbul'da tek karşılayabilen
bayi haline getirilen Aydın Doğan kısa zamanda zenginleşti. Bunun ardından
Milliyet'i o zamanki sahibi Ercüment Karacan'dan almak için teklif yaptı. Bu
teklif gazetenin esas gücü Abdi İpekçi ve ekibi tarafından ret edildi. Bunun
sebebi Abdi İpekçi'nin, Doğan'ın arkasındaki gücün kim olduğunu bilmesi ve
bunun peşinden neyin geleceğini tahmin etmesiydi. Abdi İpekçi'nin direnişi
yüzünden akamete uğrayan medyayı ele geçirme planı İpekçinin daha sonra
zavallı bir delinin üstlendiği son derece profesyonelce bir suikastle
ortadan kaldırılmasıyla gerçekleşti.

Bugüne kadar kendilerini çok solcu görerek İpekçi suikastini "her zamanki
şüphelilere" yamayanlar nedense hiçbir zaman bu suikastten ticari yarar
sağlayan odakları göremediler. Ya da görmek istemediler.

Aydın Doğan'ın Türkiye'nin bir otomotiv üretim üssü olmasını nasıl
engellediğini bilir misiniz peki? Bundan yıllar önce Japon Mazda firması
Türkiye'de bir fabrika açmaya niyetlendi. Bize tam bir teknoloji aktarımı
yapacak ve bir süre sonra üretimi tamamen bize bırakacaktı. O dönemde Koçlar
tenekeden İtalyan arabalarına kuş isimleri verip bizlere satmakla meşguldü.
Bu proje için Halis Toprak seçildi. Bir Japon heyeti gerekli görüşmeleri
yapmak için Türkiye'ye geldi. Bu sırada Doğan'ın ekipleri haberi almış ve
Japonların peşine düşmüştü. Türkiye'de Toprak Holdingin Japonlarla fabrika
kuracağı haberini hemen Koçlara yetiştirdiler. Sonra bir anda Milliyet
gazetesinde Toprak Holdingin bir firması hakkında vergi yolsuzluğu iddiaları
başladı ve devlet göreve davet edildi.

Piyasaya da birileri Toprağın firmasının zor durumda olduğu haberini
yayıyordu.Kısa sürede panikleyen müşteriler alacaklarını hemen isteyince
firma cidden krize girdi ve anında görev başına koşan maliye tarafından el
konuldu. Bu olaylardan sonra Toprak Japonlarla ilişkisini kesti ve aynı anda
Milliyetin haberleri de duruverdi. Bizlerde tenekeden yapılma arabalara
binmeye devam ettik. Japonların ikinci bir girişimi de ünlü bir işadamımızın
kardeşinin öldürülmesiyle kesilmiştir bilenler bilir. Sayın Doğan'n ülkemize
ettiği en büyük "hizmetlerden" biride AKP hükümetini başa getirmesidir.
Bunun için Amerika destekli ve birden fazla grubun ortaklaşa hareket ettiği
bir komplo kuruldu. Komplonun diğer faaliyetleri sonucu ekonomik kriz
yaratılmış, hükümet sallantıya alınmış ve başbakanın sağlık durumu hakkında
halk paniğe sevk edilmişti. Seçim kelimesi kamuoyunun kafasına itinayla
yerleştirildi. Fakat suni ekonomik kriz ve ardından gelen Derviş önlemleri
sayesinde bu seçimin iktidar partileri için felaket olacağı gün gibi
ortadaydı biraz daha beklenmesi ve halka olanların tam olarak açıklanıp
alınan ekonomik tedbirlerin etkisinin kamuoyuna yansımasının sağlanması
gerekiyordu.

Bunu bilen hükümet üyeleri normal seçim tarihine kadar beklemeyi uygun
gördüler. Normal şartlarda AKP ve Erdoğan'ın tek başına iktidara gelmesi
imkansızdı ama Amerikanın Irak işgali ve Kıbrıs gibi meseleler bekleyemezdi.
Amerika ve Avrupayla uyumlu bir hükümetin acilen iş başına getirilmesi
gerekiyordu.

Eğer bu sağlanamazsa en azından iktidarın MHP kanadı tasfiye edilmeliydi
çünkü DSP içine malum kişiler zaten sızmıştı ve gerektiği zaman partiyi
yönlendirecek güce sahiptiler.

Tam bu aşamada Doğan müthiş bir plan kurdu. MHP dışındaki bazı partilerin
liderleri ve DSP içindeki kliğin başı olan Hüsamettin Özkan Almanya'ya
gazete tesisi açılışı bahanesiyle çağrıldı. Plana göre burada MHP'nın
dışlanacağı ve siyaseten etkisiz hale getirileceği alternatif bir hükümet
kurulacak veya bu toplantının verdiği mesajla MHP seçime zorlanacaktı.

MHP'nın bir üçüncü seçeneği yoktu ve her iki seçenekte de sonuçta
kaybedecekti. Hepinizin bildiği gibi bu toplantıdan sonra MHP seçime gitme
kararı aldı ve vuruşarak çekilme yolunu seçti. Seçimlerde Doğan medyası
önceden hazırlanmış psikolojik harekat planıyla AKP dışındaki tüm partileri
yıpratarak bugünkü hükümetin yolunu açtı.

Sayın Aydın Doğan'ın eski "iyiliklerini" anlattıktan sonra gelelim son
iyiliğine. Aydın Doğan bu günlerde de Avrupa Birliğiyle ortak olarak Kıbrıs,
Amerika ve İsrail'le birlikte de Güneydoğu Anadolu projesi üzerinde
çalışıyor. Bu operasyonlarla ilgili olarak Doğan Vakfı kullanılmakta. Doğan
vakfı bu iş için Amerika Washington'da "Hasna" isimli bir dernek kurdu.

Bu derneğin internet adresi http://www.hasna.org. Bu derneğin başında Nevzer
Gülümser Stacey adında karışık bir şahsiyet bulunuyor. Derneğin ilk amacı
Kıbrıs'ta Avrupa Birliği politikasına uygun bir şekilde iki kesimli ve Rum
hakimiyetine dayalı bir devlet kurmak. Bu amaçla her ay onlarca Kıbrıs Türkü
gazeteci ve yazar Amerika'ya gönderilerek burada yağlı ballı geziler ve Rum
tezlerini anlatan kurslara tabii tutuluyorlar.

Derneğin çıkardığı "Hasna Journal" isimli gazetede her sayısında Denktaş ve
Kıbrıslı Türk milliyetçileri aleyhine türlü karalama ve küfür kampanyaları
düzenliyor.

Hasnanın diğer bir ilgi alanı da GAP bölgesi. Burada sulama projeleri
kapsamında İsrail'le işbirliği içinde Kibbutzlar açılması ve bölge halkının
kendi kendini yönetmesi kapsamlı çalışmaları var. Doğan vakfının destek
olarak avuç dolusu para verdiği bir diğer dernekte Technology for Peace
(Barış için teknoloji) kuruluşu. İnternet adresi
http://www.tech4peace.orgolan bu kurumun başında nöröloji doktoru
Yannis Lauris isimli Rum
istihbaratıyla ilişkili bir Rum bulunmakta. Sayın Doğan'ın vakıf ve hayır
faaliyeti adına giriştiği işler ne kadar ilginç değil mi Sayın Doğanın
ülkemize "geçmişte" yaptığı iyilikler için 1999 senesinde Devlet üstün
hizmet madalyası aldığını göz önüne alırsak. Bu son faaliyetleri içinde
Avrupa'dan "Legion de Honeur" ve Amerika'dan "Medal of Freedom"alacağını da
tahmin edebiliriz…………..

 

Okuyan herkes kendi terazisinde tartar, hakikati çözdüğünü sansa da , hiçbir şeye körü körüne inanmaz umarım….

Bu kadar bilgi yeterlidir sanırım gerisini icraatlarından takip edeceğiz….

 

YORUM (0) YORUM YAZ! Arkadaşına Gönder!

0 YORUM YAZILMIŞTIR

<%EKLEBUNU%>

Türkçe - İnglizce / İngilizce - Türkçe Çeviri
Kelime:


« ÖNCEKİ SAYFA :: SONRAKİ SAYFA »