KURTLAR VADİSİ IRAK-SENARYOSU

 

Tamamen gerçektir

 

KURTLAR VADİSİ-VALLEY OF THE WOLVES

“IRAK-IRAQ”

 

01              Subay ev            (İç-Gece)                Flashforward

Perdeleri çekili karanlık bir oda… İç karartıcı bir yer… Kısaca mekanı tarifledikten sonra masasının başında oturan subayı görürüz… masa lambasının loş ışığı yüzünü yarım aydınlatmakta. Düşünceli… Elindeki pahalı dolmakalemin kapağını açar, önündeki (masası düzenlidir, o düzen içinde kağıtlar belli bir düzende durur) kağıdın yazı kısmının en başına kısa bir tereddütten sonra “Süleymaniye-Kuzey Irak… 04 haziran 2003” yazar el yazısıyla…

Flasback’e geçeriz…

 

02              Türk Karargah-Çatı (K. Irak)              (Dış-Gün)

Genel planın üstüne Süleymaniye-Kuzey Irak 4 Haziran 2003 tarihi yazıyla düşerken kamera ilerler, iki katlı çatısız binanın üstündeki makinalı tüfeğin başında duran terini silen yerel kıyafetli Türk askerinde durur…

 

03              Türk Karargah-Ana Oda (K. Irak)               (eski 18)(İç-Gün)

Masadaki teğmen komutana, ayaktaki teğmen subaya, subay ise amerikan binbaşısına silahını çekmiştir!

K TEĞMEN: (İNG) Don’t move…

SUBAY: (İNG) İndir silahını! [Drop your weapon.]

Bağırış çağırış vardır, komutan öfkeyle

 

 KOMUTAN: (İNG) bunun hesabını vereceksin binbaşı! [You'll pay for this, major!]

İki astsubay daha salona girer.. silahlarını doğrulturlar amerikalılara… üç silaha karşı iki silah vardır!

 

04              Türk Karargah-Telsiz Oda (K. Irak)           (eski 19)(İç-Gün)

Telsiz odasındaki subay telefonda heycanlı ve seri halde

SUBAY: komutanım, silah çektiler… Ateş için emirlerinizi bekliyoruz efendim…

 

05              Türk Karargah-Belge Odası (K. Irak)                  (eski 20)(İç-Gün)

İki astsubay var, bi tanesi söyleniyor metal dolaptan çıkardığı dosyaları metal kovaların içine koyuluyor…

ASTSUBAY2: Şerefsizler, silah çekiyolar… daha dün birlikte çarpışıyorduk…

Diğer astsubay konuşmaz bile, elindeki (zippo benzinini) hafif döküyor kovaların içine…

 

06              Türk Karargah-Ana Oda (K. Irak)               (İç-Gün) (eski 21)

bir astsubay kapıdan, bir astsubay da belge odasından silahlı olarak içeri girer…beş silahlı askerimiz, iki silahlı amerikan askerini aralarına almışlar

KOMUTAN: (İNG) Ne yaptığını zannediyorsun binbaşı… sayı saymayı da mı unuttun, indirt şunlara silahlarını! [What do you think you are doing, major... Don't you know how to count? Order them to lower their weapons!]

BİNBAŞI: (İNG) Binbaşı teslim olun… sizden daha kalabalığız… [You are the one who is outnumbered, major... Surrender.]

KOMUTAN: (İNG) Siz çıldırmışsınız! [You are mad!]

Komutan masadan kalkar, amerikalı teğmen ateş edemez…

 

07              Türk Karargah Önü (K. Irak)              (Dış-Gün) (22)

Sam saatine bakıyor ama sabırsızlık ifadesi yok… ıslıkla dokuzuncu senfoniyi çalar hafif…

 

08              Türk Karargah-Telsiz Odası (K. Irak)                 (İç-Gün) (23)

Komutan girer telsiz odasından içeri, subay nerdeyse ağlamaklı

SUBAY: komutanım, ısrarla çarpışmayın emri geliyor…

KOMUTAN: (sert) ver şunu…

Komutan telefonu alır

KOMUTAN: Komutanım benim… onbir kişiyiz… Çatıda makinalımız var… 100 amerikan 60 yerel askerin en az yarısını vuracak gücümüz var… Bunların amacı arama değil komutanım, çay verdiğimiz adamlar bize silah doğrultuyorlar… Bunların eylemi, bize yönelik değil türk milletine yönelik… Ölmek için 10 askerimle birlikte emir ve görüşlerinize hazırım komutanım!

Dik kararlı… durur… dinler bir süre, telsizci de subay da bekliyor, komutan karşı tarafın sözünü keser

KOMUTAN: Komutanım, ölmek için emir bekliyoruz dedim. Arzederim!

Komutan dinler, yüzündeki damarları görürüz… hiç bir şey söylemez, dudağı titrer!

 

09              Türk Karargah-Belge Odası (K. Irak)                  (İç-Gün) (24)

Başındaki astsubay, kibriti çakar… kovanın içine atar ateşi… ateş güzelce parlar!

 

10              Türk Karargah-Ana Oda (K. Irak)               (İç-Gün) (25)

komutan odadan içeri girer, duruma bakar,

KOMUTAN: asker indir silahını…

SUBAY: Komutanım…

KOMUTAN: Evladım, indirin silahlarınızı, emir veriyorum size…

Binbaşıya döner

KOMUTAN: (İNG) İstediğiniz aramayı yapın, gidin! [Search whatever you want, and get out of here!]

 

11              Türk Karargah-Önü (K. Irak)              (Dış-Gün) (26)

Sam arabadan iner… sam’in kapısının açılmasıyla birlikte sam’in özel timi  etrafını sarar… sam ve ekibi binadan içeriye girer, bir kısmı binanın dışını sarar, kapının önündeki nöbetçiden silahını alırlar…

 

12              Türk Karargah-Ana Oda (K. Irak)               (İç-Gün) (27)

Sam ve ekibi odadan içeri girer, iki adamı silahları toplarken, bir tanesi çatıya çıkar… Sam gayet sakin adımlarla belge odasına yönelir… bizimkilerin bakışları nefret doludur…

13              Türk Karargah-Çatı (K. Irak)              (Dış-Gün) (28)

Çatıdaki adamın tepesine iki adam dikilir, bi tanesi silahını doğrultur

ÇATIDAKİ ADAM: (TÜR) noluyo lan…

Eliyle adamın silahını namlusunu iter, çek üstünden der gibi

 

14              Türk Karargah-belge odası (K. Irak)                   (İç-Gün) (29)

Sam odadan içeri girince eliyle dumanı kovalar… odadaki astsubay, dışarı çıkarken

ASTSUBAY: (İNG) Sigara odası, sigara içiyoruz burda… [This is a smoking room. We've been smoking here...]

Sam de dışarı çıkar odadan

 

15              Türk Karargah-ana Oda (K. Irak)               (İç-Gün) (30)

Bütün bakışlar sam’de. Onbir türk askeri, üç hizmetli bekliyor…

SAM: (İNG) Binbaşı müttefiklerimizin can güvenliği yok dışarda… [Major, there is no safety for our allies waiting outside...]

Komutan dik bir şekilde sözünü keser…

KOMUTAN: (İNG) Binayı aramak için izin istediniz… dışarıya çıkmıyıcaz… Gerekirse öldürün… [You asked for permission to search the building... We will not go out... Kill us if you need to.]

SAM: (İNG) Gerekirse öldürürüz… Sorgulanmak üzere karargaha götürüleceksiniz… [If we must, we WILL kill you. You will come with us to headquarters for...'questioning']

KOMUTAN: (İNG) ne hakkında sorgulanıcaz? [You mean "interrogation." For what?]

SAM: (İNG) Bunu sorguda öğreneceksiniz… Ama kısaca sorabilirim, C-4’ler nerde? [You will find out. But while we're here, tell me, where are the C-4s?]

KOMUTAN: (İNG) Biz askeriz, tutuklu ya da esir değiliz… [We are soldiers. We are not prisoners nor captives..]

Sam tam köşedeki küçük türk bayrağına dokunduğu anda subay, sıyrılır, sam’in dokunmasına müsaade etmeden, bayrağı direk yerinden yırtarak (çekerken yırtılır) alır… Amerikan askeri silahını doğrultmuştur… Sam adama bakar, subay gözlerini kaçırmadan, bayrağı kalbinin üstündeki cebe koyar… sam sonra aldırmadan devam eder.

SAM: (İNG) Üzerinizde üniforma göremiyorum… Sizi sorgulamadan asker mi terörist mi olduğunuzu anlayamam… tutuklayın… [I don't see men in uniform or you, for that matter, which makes it difficult to determine if you really are soldiers, or terrorists. Unless, ... I interrogate you to find out. Arrest them!]

Askerler bizimkileri plastik kelepçelerle arkadan kelepçelerken

KOMUTAN: (İNG) Sam, sen de askersin, askerin şerefiyle oynama… [Sam, you are also a soldier. Don't humiliate us soldiers.]

SAM: (İNG) asker-dim… [I was a soldier...]

Bizim askerler biraz uğraştıktan sonra kelepçelenirler… Sam binbaşıya

SAM: (İNG) binbaşı; türk askeri gururludur… dışarda yüzleri görülmesin… [Major, these men, uh, soldier's have their pride; don't let anyone see their faces.]

Kapıdan içeri giren asker elindeki çuvalları bizim askerlerin başında bekleyen askerlere verirken keseriz…

 

16              Türkmen Depo           (İçDış-Gün) (31)

Biri koşarak içeri girer, türkmen liderle yardımcısının o sırada işi bitmiştir

TÜRKMEN ADAM: (TUR) türk karargahı basılmış…

TÜRKMEN LİDER: (TÜR) Kim basmış…

TÜRKMEN ADAM: (TÜR) Amerikalılar…

 

17              Türk Karargah önü (K. Irak)               (İç-Gün) (32)

Sam arabasının içinde, herkes karargahın dışına bakmakta… karargahtan başına çuval geçirilmiş onbir asker  çıkarılır… hizmetliler acı içinde kapının önünde kalırlar… Başına çuval geçirilmiş onbir türk askeri özel olarak getirilmiş cemseye bindirilir… Sam’in aracı hareket eder gider… Etraftaki halk, peşmergeler ve amerikan askerleri bizimkilerin hüzünlü halini seyreder… Türk askerlerini taşıyan cemse hareket eder! Cemsenin içindeki subay’ın ellerinin arkasında parmağındaki harbiye yüzüğünü görür, flashforwarda geçeriz…

 

18              Subay Ev            (İç-Gün)   Flashforward (33)

Subay birkaç sayfa yazdığı mektubu, büyükçe bir zarfın içine koyar… Türk bayrağını öptükten sonra katlayıp zarfın içine koyar… Zarfın ağzını kapatır… Zarfın üstünde polat alemdar yazıyordur… Subay masadaki çekmecesinden beylik tabancasını alır…

SUBAY: (TÜR) Vatan sağolsun…

Silahı ateşler, görüntü kararır…

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

19              Genel Görüntü            (Dış-Gün) (34)

Genel Erbil görüntüsü’nün üstüne jenerik akmaya başlar…. Evler, yollar, insanlar, hayvanlar, gökyüzü… Derken yola bağlanırız…

 

20              Genel Görüntü 2                  (Dış-Gün) (35)

Polat’ın aracı kadra girer… lüks bir cip normal bir hızda ilerlemektedir…

 

21              Polat Araba                (İçDış-Gün) (36)

Polat arkada sağda, abdülhey arabayı kullanıyor, memati önde sağda… Gayet sakinler… Memati gözünü dinlendiriyor, cama kafasını dayamış… Polat arkada kitap okuyor… abdülhey yola dikkatli bakıyor… Yolun sağında bilbordlar var, büyük türk firmalarının reklam panoları… memati gözünü bir açar bakar ki türk firmaları var yolun sağında… kendince panik halde abdülhey’e

MEMATİ: (TÜR) nerdeyiz abdülhey?

ABDÜLHEY: (TÜR) Elazığ’a 10 kilometre var abi…

Memati doğrulur kaşlarını çatar, polat arkadan başını kaldırır, bakar tebessüm eder

MEMATİ: (TÜR) Ne elazığ’ı lan?

ABDÜLHEY: (TÜR)  nerde olucaz abi, erbile geldik…

MEMATİ: (TÜR) Ben de tabelaları görünce…

Polat kitabını kapatır, müstehzi

POLAT: (TÜR) Millet kürdistan’ı tanımış sen de tanı memati…

MEMATİ: (TÜR) (canı sıkkın) Burası ırak abi…

 

22              Düğün Alanı                (Dış-Gün) (ilk 50) (37)

Düğün yeri süsleniyor… Lambalar takılmış kontrol ediyorlar… Kadınlar bölümü, erkekler bölümü… Aşlar kazanlar kontrol ediliyor… hazırlık sahnesi. Kamera yemek yeri için yapılan hazırlıktan başlar, düğün alanına gider. Ali’nin önünde durur. Düğün alanında lambalar takılmaktadır. Ali’nin önüne ucu açık elektrik kablosu düşer. Ali tam kabloyu eline alacağı sırada biri gelir kabloyu ya da Ali’yi alır.

 

23              Düğün-Berber            (İç-Gün) (39)

Damad’a traş yapılıyor, birinci perdahı almış ikinci kez damadın yüzüne sabun sürülürken damadın alnındaki kurban kanı izini siler pamukla berber… Damat’ın keyfi yerinde, kirve yanı başındaki koltukta oturmuş,

BERBER: (ARAP) Berberlik erkekliktir… Kadın da sakaldır… Ne kadar sert olursa olsun, fırça bütün sertlikleri alır… Önce sakalı yumuşatacaksın… Yumuşatacaksın… Yumuşatacaksın… [irricule mtllilhilake .wilmara mtllillihye.işged matkun illihye heşne ilfırçe rah tbellılhe.ewel şi lazim tbellil illihye...tbellilhe....tbellilhe] الرجولة مثل الحلاقة, والمرة مثل اللحية اشكد ما تكون اللحية خشنةالفرجة راح تلينها اول شي لازم تبلل اللحية ’ تبللها ... تبللها                           DAMAT: (ARAP) kasım amca, merhamet… [ırhemni ammu Kasim ırhemni ] ارحمني عمو قاسم ارحمني

BERBER: (ARAP) Merhamet yok… Önce sabır var… [Maku rahme eku sabr ] ماكو رحمة اكو صبر

Sağdıç’a döner, suratını asarak

BERBER: (ARAP) sen buna ne öğrettin? [işelemtelhathlweled ] اش علمت هذا الولد

SAĞDIÇ: (ARAP) Kralını öğrettim! [Ellemte kulşi hesebelusul ] علمت كل شي حسب الاصول

BERDER: (ARAP) kralmış… onlar ne anlar! [he...hesebelusul.hethole minein ilhum hetta yıırfun kul şi] هه – حسب الاصول, هذوله منين الهم حتى يعرون كل شي

Tekrar damada döner, köpüğü sürmeye devam eder

BERBER: (ARAP) yumuşatacaksın, yumuşatacaksın, gevşeyecek, gevşeyecek… [tibellihe...tbellilhe...hetta tnem...wtnem ] تبللها , تبللها , حتى تنعم .. تنعم

Aynadan bir bakar ki çocuk kapıyı aralamış bunları dinliyor…

BERBER: (ARAP) Gel ali gel, baban bilmiyo sen öğren… [teal ya Ali teal.tera ebuk ma çan yırif ekelşi inte tırif] تعال يا علي تعال تره ابوك ما كان حتى انت تعرف

Sağdıç sinirle kalkar

SAĞDIÇ: (ARAP) Senin ne işin var burda, anan yok mu senin, yürü! [hayişdetssewi ihna? Wein ummek ? welli ] هاي شد تسوي هنا؟ وين امك؟ وللي

ALİ: (ARAP) Baba… [Baba] بابا

Şaplağı yer, kapı dışarı edilir!

 

24              Düğün-Gelin Odası önü     (İç-Gün) (ilk 37) (41)

Küçük ali (4), kapının önüne yaklaşmakta… kapınının deliğinden bakar önce… bakmaya çalışır boyu yetişmez ya da tam içeriyi göremez… Kapıyı yavaşca aralar… kapının aralığından içeride olanları görür… Leyla’nın üstünde gelinliği vardır… Elindeki kına sargıları açılmaktadır… Kadınlar yerel-mahalli bir türkü okurlar arapça… Sahneyi çocuk içeriye girene kadar müzik altı veririz… Leyla’nın yanında kayınvalidesi(50)… iki üç tane akranı kız(20-25)… Kürt nine vardır (70)….

Leyla’nın gelinliğinin içine kırmızı bir kuşak dolarlar… Kaynanası koluna bileklik (burma gibi kalın, bizim tasarlayacağımız bişey) takar… Kürt nine muska takarken boynuna çocuk içeri dalar

ALİ: (ARAP) Leyla benimle evlenecek. [anilli rah etzewec Leyla]

 اني اللي راح اتزوج ليل

Leyla gülümser

LEYLA: (ARAP) nişanlım gelmiş… [tera ice hatibi] ترى اجا خطيبي

Kürt nine çocuğu alır, kıçına bir şaplak vurur

FATIMA: (KÜRT) Sünnetsize kız mı verilir köpek, yallah babanın yanına! [???]

Çocuğu kapıdan dışarı atarlar, çocuk kıçını tutar, yüzü asık…

25              Peşmerge Çevirme Noktası                (Dış-Gün) (42)

Peşmergeler araçları durduruyorlar… Önde bir araba arkasında bir otobüs sırada.

 

26              Yol-Polat Araba                            (İçDış-Gün) (43)

Abdülhey ilerde çevirme olduğunu görür, arabanın hafifçe frenine dokunur

ABDÜLHEY: (TÜR) Abi ilerde çevirme var…

Polat camdan dışarı bakar, sakindir… memati’nin yine kaşları çatılır

MEMATİ: (TÜR) bunlar asker mi polis mi?

ABDÜLHEY: (TÜR) Barzani’nin peşmergeleri… Şehirde polis dağda asker, bi ayrımı yok…

 

27              Düğün-Oda        önü           (İç-Gün) (ilk 43) (46)

Şeyh kendisine ayrılan özel minder ya da postun üstünde oturmaktadır, Ali kucağında oturmakta… Tam karşısında gelinle damat yanyana dizleri üstünde oturmaktadır… Onların birer adım arka çaprazlarında birer şahit oturmaktadır… Şahitlerden biri sağdıç, diğeri de berberdir… Berber çok mahçup, sanki biraz önce dükkanda konuşan o değildir… Kapının girişinde ise kürt nine durmaktadır…

 

ŞEYH: (ARAP) Sen ki hayırlı işler yapmayı dileyen kişiye, onları başarmış gibi cömertçe karşılıklar verensin; bu iki kardeşimize de şimdiden başarmış gibi yüksek mükâfatlar ihsan eyle Yarabbi! Onları en hayırlı evlatları yetiştiren kutlu anne babalar katında misafir eyleyip hatalarını bağışla… Yarabbi bize dünyada ve ahirette güzellikler lütfen, bizleri ateşten koru.. (Rabbena Atina fiddünya haseneti ve fil ahireti hasene.) Lillahi tealel fatiha!

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !