Millî Şef İsmet İnönü Dönemi Laiklik Uygulamalar

 

Ankara Üniversitesi Türk İnk›lâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi
S 42, Kas›m 2008, s. 161-192
Millî Şef İsmet İnönü Dönemi Laiklik Uygulamalar
Dr. Ali DİKİCİ∗
ÖZET
Türkiye’de Millî Şef İsmet İnönü dönemi özellikle İkinci Dünya Savaş›’n›n da
etkisiyle s›k›nt›l› günlerin yaşand›ğ› bir süreçtir. Türkiye savaşa girmemesine karş›n,
bu süreç, hemen her konuda olduğu gibi ülkenin iç güvenliğini de doğrudan
etkilemiştir. Millî Şef yönetimi iç güvenliği sarsacak durumlara gücünü sarf etmeme
ve mevcut enerjisini d›ş savunmaya yönlendirme düşüncesi ile, iç güvenlikle ilgili en
ufak hareketlenmeye bile sert tepki vermiştir. Yönetim, bu endişelerin yan› s›ra,
laikliğin ülkede kökleşmesi için yoğun bir çaba sarfetmiş, Cumhuriyet devrimleri
için bir tehdit oluşturabilecek hareketlere karş› tavizsiz bir tutum sergilemiş ve
savaş›n getirdiği tüm olumsuz şartlara rağmen bu konudaki en küçük oluşumlar›
bile s›k› takip alt›na alm›şt›r. Bu konuda güvenlik güçlerine büyük bir sorumluluk
düşmüştür. Bu makalede, Millî Şef döneminde Türkiye’deki laiklik uygulamalar›,
devrimlere karş› tehdit oluşturabilecek oluşumlar, faaliyetler ve olaylar, yönetimin
bunlar karş›s›ndaki tutumu, Emniyet Genel Müdürlüğü arşivlerinden al›nan bilgiler
çerçevesinde incelenmeye ve olaylar ‘polis ve güvenlik’ boyutuyla ele al›nmaya
çal›ş›lm›şt›r.
Anahtar Kelimeler: Millî Şef, İnönü, Laiklik, Türkçe Ezan, İkinci Dünya
Savaş›.
Secularism Practices During the Reign of National Chief
(Millî Şef) İsmet İnönü
ABSTRACT
The reign of National Chief İsmet İnönü (Millî Şef) in Turkey is a troublesome
period particularly due to World War II. Although Turkey did not participate in the
War, the country faced many challenges to its homeland security as well as to other
∗ 3. S›n›f Emniyet Müdürü, Eskişehir, d ikiciali@yahoo.com
162 ALİ DİKİCİ
fields. Therefore, authorities dealt not only with minor domestic incidents in order
not to use resources that could be required for a possible war and defense and
strictly applied the rules and regulations as to security but also the secularism was
taken as priority and the activities and the incidents against the Atatürk Reforms
were pursued by law enforcement officers very closely in spite of war threat against
Turkey. The law enforcement officers worked hard in this period. So, this article
concentrates on the activities and the incidents relating the secularism practices,
threats against the Atatürk Reforms, and the attitudes of the Turkish governments. In
doing so, many documents from the Turkish National Police archives were employed
and the events were explored from “police and security” point of views.
Key Words: National Chief (Millî Şef), İnönü, Secularism, Turkish Ezan (call
to prayer), Second World War.
GİRİŞ
Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün vefat›n›n ard›ndan İsmet
İnönü’nün Cumhurbaşkan› seçilmesiyle Türkiye’de Millî Şef dönemi ad›
verilen yeni bir dönem başlam›şt›r. Bu makalede Millî Şef döneminde,
laiklik ilkesi çerçevesinde Atatürk devrimlerinin kökleşmesi ad›na yap›lan
uygulamalar, polis arşiv kaynaklar›ndan yararlan›larak incelenmiştir. İkinci
Dünya Savaş›’n›n getirdiği olağanüstü koşullardan dolay› bu d öne m de bas›n
üzerinde uygulanan s›k› denetim,1 diğer tüm alanlarda olduğu gibi bu
dönemin laiklik uygulamalar›na dair sağl›kl› bilgi edinilmesini de
zorlaşt›rmaktad›r. Bu n ed en le Mi l l î Ş ef Dö nem i la i kli k uygu la ma la r ›n ›
in ce le y eb il m ek iç i n kal em e a l› n an bu ma kal ed e, me v cu t k ay na k la r ›n ya n› s› r a
yo ğu n o l a r a k Em ni y e t G e ne l M üdü r l ü ğü a r ş i v l e r i n de ye r a l a n b i l g i v e
be l g e l e r de n ya r a r l a n › l m› ş t › r .
Atatürk’ün 10 Kas›m 1938’de hayata gözlerini yummas›n›n
ard›ndan, 11 Kas›m 1938 günü, Cumhuriyet Halk F›rkas› Meclis Grubunda
yap›lan toplant›da; İsmet İnönü Türkiye’nin ikinci Cumhurbaşkan› seçildi.
İnönü’nün Cumhurbaşkanl›ğ›na seçilmesiyle geriye Cumhuriyet Halk Partisi
Genel Başkanl›ğ› seçimi kalm›şt›. Bu amaçla 26 Aral›k 1938’de Ankara’da
toplanan CHP kurultay›nda, CHP Genel Başkan Vekili Celal Bayar, CHP
program›n›n genel başkan seçimiyle ilgili maddesini değiştirmek üzere bir
tasar› sundu. Bu tasar›da, Partinin kurucusu ve ebedi Başkan›’n›n Türkiye
Cumhuriyetinin kurucusu olan Kemal Atatürk olduğunu ve Partinin
değişmez Genel Başkan›’n›n İsmet İnönü olduğunu ifade ettikten sonra,
Partinin değişmez Başkanl›ğ›n›n ancak vefat, vazife yapamayacak hastal›k
1 Cemil Koçak, “İkinci Dünya Savaş› ve Türk Bas›n›”, Tarih ve Toplum, Cilt: VI, Say›:
35 (Kas›m 1986), s. 29; Mete Tunçay, “Tek-Parti Döneminde Bas›n”, Tarih ve Toplum, Cilt:
VII, Say›: 37 (Ocak 1987), s. 48.
MİLLİ ŞEF İSMET İNÖNÜ DÖNEMİ LAİKLİK UYGULAMALARI 163
veya istifa halinde boşalabilmesini teklif etti.2 Oybirliği ile kabul edilen bu
tasar›dan sonra İnönü, yaln›z devletin baş› olarak değil, tek partili siyasi
iktidar›n da Değişmez Başkan› ve Millî Şefi olarak ülkedeki bütün yetkileri
eline ald›. Böylece İnönü’nün idaresinde tek parti yönetiminin, hayat›n her
alan›nda söz sahibi olduğu, politikay› bizzat ve doğrudan doğruya İnönü’nün
idare ettiği3 bir dönem başlad›. Millî Şef Dönemi ad› verilen ve İkinci Dünya
Savaş› gibi çetin bir süreci de içine alan sekiz y›ll›k bu “olağanüstü” dönem,
10 May›s 1946 tarihinde yap›lan, Cumhuriyet Halk Partisi İkinci Olağanüstü
kurultay›nda, İnönü’nün önerisi üzerine, “Değişmez Genel Başkan” ve
“Millî Şef” s›fatlar›n›n kald›r›lmas›4 ile resmen sona erdi.
Savaş boyunca Türkiye’yi ateş çemberinin d›ş›nda tutmay› başaran
İnönü,5 Atatürk reformlar›n›n kaderini de, Türkiye’deki bat›l›laşman›n ateşli
savunucusu ve bekçisi olacağ› şüpheli kişilerin ellerine b›rakmamak6 için
azami gayret göstermiştir. Bu nedenle, Mango’nun belirttiği gibi, İnönü,
önceliği, devletin siyasi ve ekonomik bağ›ms›zl›ğ›, ulusal topraklar›n
bütünlüğü, yurtiçindeki kanun ve düzen, Atatürk’ün kültür devrimi ve ulusal
ekonominin ağ›r ama emin ad›mlarla gelişmesi gibi cumhuriyetin
başar›lar›n› korumaya verdi.7 İnönü’nün, savaş›n en şiddetli olduğu ve
Türkiye’nin savaşa girmesinin an meselesi olduğu bir durumda bile bu
konuda geri ad›m atmad›ğ›, devrimlere zarar verebilecek en küçük bir
oluşuma bile f›rsat vermediği görülmektedir.
Aydemir’e göre Millî Şef’lik Atatürk döneminde başlayan, fakat
tamamlanamayan ve hatta çoğu kökleştirilemeyen devrimleri devam
ettirmek, kökleştirmek ve derinleşmesini sağlamak için bir yoldu.8 Y›lmaz’›n
da vurgulad›ğ› gibi A t a t ür k i l e bi r l i k t e M i l l î M üc a de l e ' yi yür üt m üş ve
2 Cumhuriyet Halk Partisi Üsnomal Büyük Kurultay’›n Zabt›, (26.12.1938), Recep
Ulusoğlu Bas›mevi, Ankara, 1938, s.37.
3 Metin Toker, Tek Partiden Çok Partiye 1944–1950, Milliyet Yay›nlar›, İstanbul, 1970,
s. 21.
4 Cemil Koçak, “Siyasal Tarih (1923–1950)”, içinde Türkiye Tarihi–4, Çağdaş Türkiye:
1908–1980, (ed. Sina Akşin ve diğerleri), Cilt: IV, Cem Yay›nevi, İstanbul, 2000, s. 174. Bu
dönemi inceleyen birçok eserde Millî Şef dönemi, 1938–1945 y›llar› aras›ndaki dönemle
s›n›rland›rmaktad›r. Bkz. Mahmut Goloğlu, Millî Şef Dönemi (1939-1945), Kalite Matbaas›,
Ankara, 1974; Cemil Koçak, Türkiye’de Millî Şef Dönemi (1938–1945), (Dönemin İç ve D›ş
Politikas› Üzerine Bir Araşt›rma), Yurt Yay›nlar›, Ankara, 1986; Osman Akandere, Millî Şef
Dönemi: Çok Partili Hayata Geçişte Rol Oynayan İç ve D›ş Tesirler (1938–1945), İz
Yay›nc›l›k, İstanbul, 1998.
5 Metin Toker, a.g.e., s. 21.
6 Necdet Uğur, İsmet İnönü, Yap›-Kredi Yay›nlar›, İstanbul, 1995, s. 59. Nitekim 1939
y›l›nda gerçekleştirilen CHP 5. Büyük Kurultay›na sunulan ve 4. Büyük Kurultayda kabul
edilen parti program›n›n gerçekleştirilen k›s›mlar› ilgili raporda, “ink›lâp prensiplerinden taviz
verilmeden emniyetin sağland›ğ›” vurgulanm›şt›r. Bkz. C.H.P. Program›n›n Hükümetçe
Tahakkuk Ettirilen K›s›mlar› Hakk›ndaki Rapor, Ulus Matbaas›, Ankara, 1939, s. 6.
7 Andrew Mango, Türkiye ve Türkler: 1938’den Günümüze, Remzi Kitabevi, İstanbul,
2005, s. 38.
8 Şevket Süreyya Aydemir, İkinci Adam, Cilt: II, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1991, s. 50.
164 ALİ DİKİCİ
kaz a n›l an za fe r i t ak i b en At a tü rk ta r af › ndan yen i v e mo de r n b ir ulu s dev le t i
olm a yo lu nd a ger ç e kl eş t ir i le n d ev ri m le r in ge re k ya p›l m a ge re kse on la r› n
to pl um ta r af ›n da n be nim se n me si n de ça ba sa r fe tm i ş o la n İn önü , At at ü rk ' ün
öl üm ü s onr a s › nd a y i n e a yn› k a r a r l › l › kl a ye ni a n l a y › ş › n de v a m› d oğr ul t us und a
bi r t a v › r s e r gi l e mi ş t i r .9 Böy l e c e e s a s o l a r a k M i l l î Ş e f ’ t e n ö nc e ba ş l a m › ş o l a n v e
ge ni ş h a l k k e s i m l e r i ni e t k i l e ye n l a i kl i k u yg ul a m a l a r › , bu dö ne mde s a va ş › n
get i rd iğ i olu ms uzl uk la r ›n da et kis i y l e , ta vi zs i z b ir şe k il de dev am e tt i ri l mi ş t i r.
Bu amaçla Atatürk reformlar›n›n baz›lar›n› koruyan yasalar› çiğneyen
kişilere uygulanacak cezalar artt›r›lm›şt›r.10
Yönetimin Devrim Kanunlar›na Ayk›r› Faaliyetlerle Mücadelesi
Bu dönemde, eğitimin çağdaş ve laik ölçülerde yap›labilmesi için devlet
eliyle gerçekleştirilmesini öngören 3 Mart 1924 tarihli Tevhid-i Tedrisat
Kanunu’na ve Arap harflerinin yerine Latin harflerinin kullan›lmas›n›
öngören 1 Kas›m 1928 tarihli ve 1353 Say›l› Türk Harflerinin Kabul ve
Tatbiki Hakk›ndaki Kanun’a muhalif hareketler,11 güvenlik güçlerinin s›k›
takibine al›nm›şt›r. Benzer şekilde, 4 Ocak 1932 tarihinde yay›nlanan bir
talimatnamede; Harf Devrimi Kanunu’na ayk›r› olarak Arap harfleriyle
eğitim yapmak için gizli veya aleni dershane açanlar›n ve bu dershanelerde
eğitim verenlerin, Türk Ceza Kanunu’nun 526›nc› maddesi gereğince üç aya
kadar hafif hapis veya 10 liradan 200 liraya kadar hafif para cezas› ile
cezaland›r›lacağ› belirtilmiş12 olmas›na rağmen, zaman zaman bu kanunlara
ve talimatlara ayk›r› hareket edenler olduğu ve bu kişiler hakk›nda işlem
yap›ld›ğ› görülmektedir. Örneğin 1 Kas›m 1935 ve 30 Kas›m 1936 tarihleri
aras›nda çeşitli illerde 35 kişi gizli bir surette Arap harfleri ile tedrisat
yapmak suçundan yakalan›p adliyeye sevk edilmişlerdir.13 1937 y›l›nda
Gaziantep’te 50 yaşlar›ndaki bir kad›n›n kendi evinde gizlice eski usül Arap
harfleri ile çocuk okuttuğu haber al›nm›ş ve suçüstü yakalanarak, aramada
ele geçen kitaplarla birlikte mevcuden mahkemeye sevk edilmiştir. Ele
geçen kitaplar ve baz› eşyalar ise şunlard›r: 3 adet Mevlüt, 5 Tebareke cüzü,
25 Amme cüzü, 1 Kadesemiallah, 7 Kur’an-› Kerim, 10 Elif Cüz’ü 2
9 Mustafa Y›lmaz, “Cumhuriyet Döneminde Bakanlar Kurulu Karar› İle Yasaklanan
Yay›nlar 1923–1945”, K ebikeç , Y›l: 3, Say›: 6, 1998, s. 53–80.
10 Bu konuda, 1941 y›l›nda Şapka Kanununu ihlal edenlere verilecek cezalar›n
art›r›lmas› ve Arapça Ezan yasağ›n› çiğneyenlerin cezaland›r›lmas› ilgili yasal düzenlemeler
örnek olarak verilebilir.
11 Ancak Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki hakk›ndaki kanun “eski harflerle bas›l›
kitaplarla tedrisat icras› memnuiyetini muhtevi olup”, eski harflerle bas›lm›ş kitaplar›n okul
ve kültür kurumlar›na, kitabevlerine konulmalar›n› yasaklamamaktad›r. Bkz. Bülent Daver,
Türkiye Cumhuriyeti’nde Laiklik, Siyasal Bilgiler Fakültesi Yay›nlar›, Ankara, 1955, s. 230.
12 Halim Alyot, Türkiye’de Zab›ta, Tarihi Gelişim ve Bugünkü Durum, Kanaat
Bas›mevi, Ankara, 1947, s. 937.
13 Emniyet Genel Müdürlüğü Arşivleri [EGMA, Ankara], D[osya]. 13217–11,
K[ardeks]. 1964; Dâhiliye Vekâletinin Maarif Vekâletine yazd›ğ› 12.1.1937 tarih ve 368
say›l› yaz›.
MİLLİ ŞEF İSMET İNÖNÜ DÖNEMİ LAİKLİK UYGULAMALARI 165
Minder, 1 s›ra, 1 sopa.14 Benzer şekilde, Arapça namaz sûresi okutmak veya
Arapça tedrisatta bulunmak suçundan 1938 y›l› içerisinde; Çank›r›’da iki
gözü kör15 birisi, Kastamonu’da bir kad›n,16 Isparta’da muhtelif şah›slar,17
Bursa’da bir şah›s,18 Rize’de,19 Erzurum’da20 ve Çorum’da21 baz› şah›slar
hakk›nda işlem yap›lm›şt›r.
Millî Şef döneminde de benzer suçlar› işleyen şah›slar hakk›nda işlem
yap›lmaya devam edilmiştir. 1939 y›l›nda Erzurum’un köylerinde22 baz›
şah›slar yakalanarak adliyeye sevk edilmişlerdir. İçişleri Bakan›, 3üncü
Umumi Müfettişliğine gönderdiği bir yaz›da, çocuklara Arapça tedrisat
yapt›ranlarla ilgili olarak “kanunlar›m›za ve rejime ayk›r› olan bu vak’a
faillerinin fenal›klar›n› yerinde bast›rmak ve sari mikroplar gibi yurda
dağ›tmamak başl›ca esast›r. Binaenaleyh Halk Partisi ve evleri cihaz› ile
harekete geçilerek bu kötü propagandalar önlemek ve kötüleri adaletin
pençesine vermek laz›md›r. Bu yoldaki iyi çal›şmalar›n›z› memnuniyetle
takip ediyorum.”23 sözleriyle görevlileri uyarm›şt›r.
Ancak bu uyar›ya rağmen Arapça tedrisat yapt›ran birçok insan
yakalanarak adliyeye sevk edilmiştir. Örneğin, Trabzon’da H›fz muallimi
olmad›ğ› halde küçük yaştaki çocuklar› h›fza çal›şt›rd›klar›ndan adliyeye
sevk edilen İsmail oğlu Mustafa ve arkadaşlar› beraat etmişlerdir.24 Urfa’da
dükkân›nda Arapça harflerle bas›lm›ş Elifba, Amme, Tebareke cüzleri satan
bir şah›s,25 Giresun’da Arapça tedrisat yapt›ran şahs›n yan› s›ra kanuni
vazifesini yapmamaktan muhtar ve ihtiyar heyeti üyeleri,26 Konya’da bir köy
14 EGMA. D.13217–3, K.596; Gaziantep Valiliğinin Dâhiliye Vekâletine yazd›ğ›
31.12.1937 tarih ve 1481 say›l› yaz›.
15 EGMA. D.13217–3, K.595; Çank›r› Valiliğinden Dâhiliye Vekâletine gönderilen
3.1.1938 tarih ve 21 say›l› yaz›.
16 EGMA. D.13217–5, K.597; Kastamonu Vali Vekili N. A. Keskin imzas› ile Dâhiliye
Vekâletine gönderilen 10.1.1938 tarih ve Em.1/37 say›l› yaz›.
17 EGMA. D.13217–8, K.906; İsparta Valiliğinden Dâhiliye Vekâletine gönderilen
10.1.1938 tarih ve 26837/48 say›l› yaz›.
18 EGMA. D.13217–12, K.287. Bursa Valiliğinden Dâhiliye Vekâletine gönderilen
20.1.1938 tarih ve 175 say›l› yaz›.
19 EGMA. D.13217–13, K.3109; Rize Valiliğinden Dâhiliye Vekâletine gönderilen
29.1.1938 tarih ve 1087 say›l› yaz›.
20 EGMA. D.13217–15, K.3118; Dâhiliye Vekâleti Şükrü Kaya imzas›yla Maarif
Vekâletine gönderilen 21.2.1938 tarih ve 7872 say›l› yaz›.
21 EGMA. D.13217–14, K.3119; Dâhiliye Vekâleti Şükrü Kaya imzas›yla Adliye ve
Maarif Vekâletlerine gönderilen 25.2.1938 tarih ve 8778 say›l› yaz›.
22 EGMA. D.13217–146, K.26563; Erzurum Valisi Hilmi Balc› imzas›yla Dâhiliye
Vekâletine gönderilen 2.3.1939 tarih ve Em.430/159 say›l› yaz›.
23 EGMA. D.13217–148, K.26602; Dâhiliye Vekâletinden 3üncü Umumi Müfettişliğine
gönderilen 24.1.1939 tarih ve 6647 say›l› şifre.
24 EGMA. D.13219–122, K.29448; Trabzon Valisi Osman Sabri Adal imzas›yla Dâhiliye
Vekâletine gönderilen 21.2.1940 tarih ve 210/1337 say›l› yaz›.
25 EGMA. D.13219–107, K.27219; Urfa Valisi Kaz›m Demirer imzas›yla Dâhiliye
Vekâletine gönderilen 5.2.1940 tarih ve Ş.1.3–151 say›l› yaz›.
26 EGMA. D.13219–103, K.26941; Giresun Valisi Muhtar Akman imzas›yla Dâhiliye
Vekâletine 17.7.1940 tarih ve 379 say›l› yaz›.
166 ALİ DİKİCİ
imam›,27 Rize’de bir mahalle imam›28 adliyeye sevk edilerek muhtelif
cezalara çarpt›r›lm›şlard›r. Bu tür olaylar›n artmas› üzerine Diyanet İşleri
Reisi M. Şerafettin Yaltkaya 1942 y›l›nda İstanbul Müftülüğü’ne bir yaz›
göndererek bu tür faaliyetlerin yasak olduğunu belirtmiştir: “Baz› Kur’an
öğreticilerinin ilk tahsil çağ›ndaki çocuklar› kursa devam ettirdikleri istihbar
edilmiştir. Bu gibi usulsüz hareketlere meydan verilmemesi lüzumu
ehemmiyetle beyan olunur.”29
Bu dönemde yönetimin K›l›k-K›yafet Devrimi ile ilgili uygulad›ğ›
tedbirler, devrimlerin kökleşmesi ve halk taban›nda tutunmas› için yürütülen
çabalar›n çarp›c› bir örneğini oluşturmaktad›r. Bu çerçevede güvenlik
güçlerinin k›l›k-k›yafet konusunda çok duyarl› davran›şlar sergilediği
görülmektedir. “19.3.1940 tarihinde İçel’de k›l›k ve k›yafetinden şüphe
edilen Kayserili Ahmet İbiş ad›ndaki şah›s polis taraf›ndan yakalanm›şt›r.
Sorgusunda aç›kça rejim, devrimler ve Atatürk aleyhinde sözler söyleyen
şah›s hakk›nda zab›t tutulmuş, şah›s Nakşi ve Kadiri tarikat›na mensup
olduğunu itiraf etmiş, ancak yap›lan doktor muayenesinde şuurunun bozuk
olduğuna karar verilerek men-i muhakeme karar› verilmiştir.”30
K›l›k-k›yafet konusunda polisin titizlikle takip ettiği bir diğer konu ise,
kad›nlar›n peçe, çarşaf ve peştamal giymesinin yasaklanmas› olmuştur. 1935
y›l›nda İçişleri Bakanl›ğ›nca yay›nlanan bir tamimle bu giysilerin
giyilmesinin yasakland›ğ› bildirilerek kolluk kuvvetlerinin gerekli tedbirleri
almas› istenmiştir.31 Bu yasak Millî Şef döneminde de devam etmiş ve
Emniyet Umum Müdürlüğü, 1940 y›l›nda ‘Medeni k›yafete ayk›r› kisve
taş›yanlar hakk›nda’ bir emir32 yay›nlayarak, devrimlere ayk›r› ve belli bir
maksada yönelik olarak kasketlerini ters giyen erkekler ile peştamal giyen,
yüzünü örten, peçe takan kad›nlar›n takip edilip bunlara müsaade
edilmemesini istemiştir. Bu yaz›ya cevaben Ayd›n Vilayeti Emniyet
Müdürlüğü’nce gönderilen bir yaz›da endişe edilecek bir durumun olmad›ğ›
belirtilmektedir. Yaz›da “Vilayet dâhilinde erkek k›yafeti kasaba ve köylerde
tamamen medeni şekildedir. Kasketlerini tersine giyen belki görülmüştür. Bu
gibiler ya seksenlik ihtiyarlard›r ki evlerinden, köylerinden d›şar› ç›kmazlar
27 EGMA. D.13217–102, K.22892; Konya Valisi Nizamettin Ataker imzas›yla Dâhiliye
Vekâletine gönderilen 5.4.1940 tarih ve Ş.I.509 say›l› yaz›.
28 EGMA. D.13217–133, K.26572; Rize Valisi Hüsnü Uzgören imzas›yla Dâhiliye
Vekâletine gönderilen 6.10.1941 tarih ve 2681 say›l› yaz›.
29 19.8.1942 tarih ve 3254 say›l› yaz›. Bkz.: Sad›k Albayrak, Türkiye’de Din Kavgas›,
İstanbul, Şamil Yay›nevi, 1984, s. 34.
30 EGMA. D.13219–132, K.35124; İçel Valiliğinden Dâhiliye Vekâletine gönderilen
20.3.1940 tarih ve Em.431 say›l› yaz›.
31 İçişleri Bakan›n›n imzas› ile Umumi Müfettişliklere ve Valiliklere gönderilen
22.7.1935 tarih ve 6936 say›l› yaz›, Belge No: 13216-7/1, bkz., 150likler, Kubilay Olay›,
Çarşaf-Peçe-Peştemalla Örtünme Sorunlar›: Polis Arşiv Belgeleriyle Gerçekler, Polis
Dergisi, Yay›n No: 129, EGM Yay›nlar›, Ankara, 1998, s. 89–90.
32 EGMA. Emniyet Genel Müdürlüğü taraf›ndan illere gönderilen 20.4.1940 tarih ve
EUM- Ş.I.C.18007 say›l› genelge, D.13216–7.
MİLLİ ŞEF İSMET İNÖNÜ DÖNEMİ LAİKLİK UYGULAMALARI 167
veyahut beş vakit namaz›na devam eden koyu sofular›n abdest al›rken,
namaz k›larken kasketlerini tersine çevirenlerdir ki bunlar da ancak
camilerde, abdest ald›klar› çeşme başlar›nda görülebilir. Bunlar haricinde her
hangi bir irticai fikir ve maksada kap›lan ve şapkalar›n› tersine giyen kimse
yoktur.” denilmekte ve kad›nlar›n kasabalarda çok medeni tarzda giyindiği,
köylerde hiçbir kad›n›n peçe takmad›ğ›, peştamal kullan›m›n›n gittikçe
azald›ğ› vurgulanmaktad›r.33
Ayn› şekilde bu dönemde şapka kanununa muhalefet edenlerin takibi ve
tahkikatlar› konusunda polis yoğun çaba göstermiştir. 19 Eylül 1939 günü
Adapazar›’n›n Akyaz› Nahiyesi Uzunç›nar köyünde 16 yaş›ndaki Kamil
Karabaş, şapka kanununa ayk›r› baş›nda takke ile yakalan›p hakk›nda işlem
yap›lm›şt›r.34 Şapka kanununa ayk›r› takke giydiğinden polis taraf›ndan
yakalan›p adliyeye teslim edilen İlyas Beğindik, Kayseri Sulh Ceza
Mahkemesi taraf›ndan (1) lira hafif para cezas›na mahkûm edilmiştir.35
Emniyet Polis Müfettişi Ziya Oral taraf›ndan Bingöl ilinin genel durumuna
dair yap›lan inceleme sonucunda yaz›lan bir raporda “geri fikirliliğin bir
neticesi olarak bu havalide halen şapka giyilmeyip, yünden yap›lm›ş bir nevi
külah giyilmektedir. Şapkay› şehir ve kasabaya gelirken kullan›lan bir meta
haline sokmuş bulunan bu yobazlardan şapka tedarik edememiş olanlar
kasaba içinde baş› aç›k gezmektedir. Velhas›l kolluk gözünden uzak
bulundukça şapka giyilmemektedir”36 denilmektedir.
Devrim kanunlar›na ayk›r› faaliyetler konusunda polisin takip ettiği
insanlar sadece K›l›k-k›yafet Kanunu’na veya Şapka Kanunu’na muhalefet
edenlerle s›n›rl› değildi. Yönetimi eleştiren, dini propaganda yapan,
üfürükçülük yapan, devrimlere ayk›r› faaliyetlerde bulunanlar37 da polis
taraf›ndan s›k› bir şekilde takip edilerek, haklar›nda yasal işlem yap›lm›şt›r.
Örneğin, Dersiam-vaiz Şevket Sezen Kocaeli’de, Ramazan ay›nda yapt›ğ›
vaazda, Cumhuriyetin 16. y›l dönümü münasebetiyle vilayet taraf›ndan
verilen Cumhuriyet balosunu eleştirerek ‘balo Ramazandan sonra yap›lm›ş
olsayd›, Müslümanlar›n hissiyat›na hürmet edilmiş olurdu’ şeklinde sözler
sarf ettiğinden, vaaz vermekten men edilmiştir. Ancak mahkemede 163.
33 150likler, Kubilay Olay›, Çarşaf-Peçe-Peştemalla Örtünme Sorunlar›, 25.04.1940
tarih ve 13216–7/2 say›l› belge, s. 95.
34 EGMA. D.13219–140, K.38097; Kocaeli Valisi Ziya Tekeli imzas›yla Dâhiliye
Vekâletine gönderilen 27.9.1939 tarih ve 1729 say›l› yaz›.
35 EGMA. D.13219–141, K.38430; Kayseri Valisi Şefik Refik Soyer imzas›yla Dâhiliye
Vekâletine gönderilen 9.4.1940 tarih ve 4969 say›l› yaz›.
36 EGMA. D.11215–1, K.56857; Emniyet Polis Müfettişi Ziya Oral taraf›ndan Dâhiliye
Vekâletine gönderilen 8.5.1945 tarih ve 231 say›l› yaz›.
37 Bu çerçevede, Diyanet İşleri Reisi M. Şerafettin Yaltkaya imzas›yla Mut
Müftülüğü’ne gönderilen bir yaz›da, 5290 say›l› kanunla kald›r›lan Ağa, Hac›, Haf›z, Hoca,
Molla Efendi, Bey, Beyefendi, Paşa, Han›m, Han›mefendi ve Hazretleri gibi lakap ve
ünvanlar›n resmi yaz›şmalarda kullan›lmamas› istenilmiştir. Bkz.: Başbakanl›k Cumhuriyet
Arşivleri, [B C A ]. Belge Tarih ve Say›s›: 24.7.1942 - 1067, Dosya: 86-395, Yer No: 4.36..15.
168 ALİ DİKİCİ
maddeden takibata gerek olmad›ğ›na karar verilmiştir. Haymana kazas›nda,
Bayram namaz›ndan önce hutbede (Namaz k›l›p oruç tutmayanlar yahut
oruç tutup da k›lmayanlar ala domuz, bunlar›n hiçbirini yapmayanlar kara
canavar, kinci olanlar ise deve suretindedirler) şeklinde vaaz veren Mehmet
Hoca adliyeye sevk edilmiş, ancak savc›l›k takibata mahal olmad›ğ›na karar
vermiştir.38 Dersiamlardan Ohrili Hüsrev (Ayd›nlar) hoca Fatih Camii’nde
verdiği vaazda ‘Biz atimizi küfür ve delalette b›rak›yoruz, inşallah baş›m›za
kudretli birisi gelir de bizi kurtar›r’ şeklinde sözler sarfetmesi üzerine
adliyeye sevk edilmiştir.39 Ancak Fatih Asliye Mahkemesinde 18 Haziran
1940 tarihinde beraat karar› etmiştir.40 12 Aral›k 1939 günü Bitlis’te kat›rc›
S›dd›k Okumuş adl› bir vatandaş, Şeyh Karip zaviyesine mum yakarken
suçüstü yakalanarak adliyeye sevk edilmiştir.41
Suudi Krall›ğ› vatandaş› İbrahim Selman (Samman) adl› birisinin çeşitli
illerde dolaşmaya başlad›ğ›, 16 Aral›k 1939 tarihinde Bal›kesir’de kendisini
Mekke baş imam› süsü vererek halk› hacca gitmeye teşvik ettiği ihbar
edilmiştir. Ancak İzmir, Denizli, Isparta, Ayd›n, Konya, Seyhan ve Muğla
Valiliklerinden gelen yaz›larda ad› geçen şahs›n zararl› bir faaliyeti
görülmediği bildirildiğinden 7 Ocak 1940’ta hakk›ndaki takibat
durdurulmuştur.42 1940 y›l›nda İzmir’de 10 kişi Bektaşi tarikat›na mensup
olduklar› için tutuklanm›şt›r.43 Ayn› y›l Adliye Vekâleti, Cumhuriyet
Savc›l›ğ›na bir tamim yay›nlayarak 677 say›l› yasaya ayk›r› hareket ederek
şeyhlik ve dervişlik yapanlar› izleme talimat› vermiştir.44
Evinde üfürükçülük ve muskac›l›ğa yarar kitaplar bulundurduğundan,
ayn› zamanda Nakşibendî tarikat›na mensup olduğundan polis taraf›ndan
sürekli takip edilen Şeyh Salih adl› bir vatandaş art›k şüpheli hareketlerde
bulunmad›ğ›, çok ihtiyar ve aciz ve dilenerek geçinmekte olduğu
anlaş›ld›ğ›ndan polis taraf›ndan takip edilmesinden vazgeçilmiştir.45 Benzer
şekilde “Nakşibendî tarikat›na mensup olup kad›n ve erkekler üzerinde
nüfuzu olmas› ve irticai hareketinden ötürü Menemen Divan-› Harbince bir
sene üç ay hapis ve 50 lira para cezas›na mahkûm Halil Temizkan’›n biraz
38 EGMA. D.13219–145, K.39028; Ankara Valisi Nevzat Tandoğan imzas›yla Dâhiliye
Vekâletine gönderilen 22.11.1939 tarih ve 14119/26247 say›l› yaz›.
39 EGMA. D.13219–143, K.38875; İstanbul Valisi Y. Hüdai Karataban imzas›yla
Dâhiliye Vekâletine gönderilen 11.12.1939 tarih ve 24195/25574 say›l› yaz›.
40 EGMA. Dosya No: 13219–143, Arşiv K.38875; İstanbul Valisi Y. Hüdai Karataban
imzas›yla Dâhiliye Vekâletine gönderilen 5.7.1940 tarih ve 14975/15914 say›l› yaz›.
41 EGMA. D.13219-144, K.390;. Bitlis Valisi Rifat Şahinbaş imzas›yla Dâhiliye
Vekâletine gönderilen 16.12.1939 tarih ve 2577/11492 say›l› yaz›.
42 EGMA. D.13219–150, K.39880; Bal›kesir Vali Y. Abdülkadir Keskin imzas›yla
Dâhiliye Vekâletine gönderilen 21.12.1939 tarih ve 2391 say›l› yaz›.
43 Tasviri Efkâr (14 Haziran1941); Gotthard Jaeschke, Türkiye Kronolojisi (1938–1945),
(Çev. Gülayşe Koçak), Türk Tarih Kurumu Bas›mevi, Ankara, 1990, s. 51.
44 Tan (2 Temmuz 1940).
45 EGMA. D.13217–13, K.3109; Zonguldak Valiliğinden Dâhiliye Vekâletine gönderilen
14.7.1941 tarih ve K.I. say›l› yaz›.
MİLLİ ŞEF İSMET İNÖNÜ DÖNEMİ LAİKLİK UYGULAMALARI 169
daha takip alt›nda tutulmas›na karar verilmiştir.46 Geçmiş dönemde takip
edilen şah›slardan olan ve eski Galatasaray muallimlerinden Zeynelabidin
(Gülcü)’ye, 1940 y›l›nda iyi halinden dolay› vaizlik yapmas› için izin
verilmiştir. Ancak sonraki y›llarda “menfi ruhlu, hükümet ve rejim aleyhtar›”
olmaktan, rejim ve ink›lâplar aleyhine söz söylemekten, Arapça yaz›l›
kitaplar bulundurmaktan dolay› vaizliğine tekrar son verilmiştir.47
Kocaeli Akça Camiinde 1 Ekim 1943 tarihinde k›l›nan Bayram
namaz›ndan sonra vaaz veren Şevket Sezen “Muhitimiz layiktir, fakat din
yoktur, mekteplerde ise din olmad›ğ› gibi dine de alaka yoktur. Siz babalar
evlatlar›n›z› evlerinizde din dersi öğretiniz, namaza ve camilere al›şt›r›n›z,
bu babdaki mesuliyet-i maneviye velilere aittir, sonunda siz mes’ul
olursunuz” şeklinde sözler sarfetmesi üzerine adliyeye sevkedilmiştir.
Cumhuriyet Müdde-i Umumiyesinin 21.12.1943 tarih ve 390 say›l› karar› ile
bu sözler, mahiyet itibari ile dini hissiyat› tahrik gibi müstelzim-i ceza bir
suç mahiyetinde görülmemiş, takibata mahal yok karar› verilmiştir.48
Başta Arap harfleri ile eğitim verilmesi konusu olmak üzere güvenlik
güçlerini uğraşt›ran bu tür olaylar›n yan› s›ra, yine güvenlik güçlerinin yoğun
mesai harcad›ğ› bir diğer konu Ezan’›n Türkçe okunmas› zorunluluğuna
karş› gösterilen tepkiler olmuştur.
Türkçe Ezan Uygulamas›nda Karş›laş›lan Sorunlar
Yak›n tarihimizde uzun süre tart›şmalara neden olmuş, günümüzde bile
siyasi tart›şmalara kaynakl›k eden ve Millî Şef döneminde, halk›n güvenlik
güçleriyle s›kça karş› karş›ya geldiği konular›n bir diğeri de Ezan›n ve
Kur’an’›n Türkçe okunmas›49 uygulamas› olmuştur.
Türkçe ezan-kamet uygulamas› daha ilk günlerden itibaren çeşitli
direnmelerle karş›laşm›şt›r. Bu uygulamaya ilk kitlesel tepki 1 Şubat 1933'te
46 EGMA. Dosya No: 13219–138, K.37004; 14 May›s 1943 tarihinde Bal›kesir Valisi
Faik Türel, Vilayet Jandarma Komutan› Salih Özcoşkum, Emniyet Müdürü Tacettin Ortaç
imzas›yla al›nan karar örneği.
47 EGMA. D.13219–24, K.896; Kocaeli Valiliğinden Dâhiliye Vekâletine gönderilen
21.10.1941 tarih ve 2951 say›l› yaz›.
48 EGMA. D.13219–149, K.39409; Kocaeli Valisi Agah Alp imzas›yla Dâhiliye
Vekâletine gönderilen 6/1. Teşrin 1943 tarih ve 3052 say›l› yaz›.
49 Cumhuriyet'in ilk y›llar›nda din ve devlet işlerinin birbirinden ayr›lmas› yolundaki
önemli ad›mlardan birisi "İbadetin Türkçeleştirilmesi" idi. Bu amaçla 1928 y›l›nda M. Fuat
Köprülü başkanl›ğ›nda oluşturulan komisyonun haz›rlad›ğ› raporda "İbadet lisan› Türkçe
olmal›d›r. Ayinlerin, dualar›n, hutbelerin Türkçe şekilleri kabul ve istimal edilmelidir" önerisi
getirildi. Bkz.: Gotthard Jaeschke, Yeni Türkiye’de İslamc›l›k, (çev. Hayrullah Örs), Bilgi
Yay›nevi, Ankara, 1972, s. 44–45. Bu teklif uygulamaya geçirilemedi. Ancak bu konuda ilk
somut ad›m olan Türkçe ezan ilk olarak 29 Ocak 1932 tarihinde İstanbul Fatih Camiinde
okundu. Bkz. Cumhuriyet (31.02.1932). Diyanet İşleri Başkanl›ğ› 1932 y›l›nda müftülüklere
bir tamim göndererek Türkçe Ezan ve Kametin zorunlu olduğunu, buna riayet etmeyenlerin
şiddetle cezaland›r›lacağ›n› belirtti.
170 ALİ DİKİCİ
Bursa'da görüldü.50 Bundan sonraki süreçte ezan›n Türkçe okunmas› için çok
s›k› tedbirler al›nmas›na rağmen ülkenin baz› yerlerinde ezan yine Arapça
okunmaya devam etti.51 Bu yeni uygulaman›n tüm Türkiye’de tatbiki hayli
zaman ald›. Daha doğrusu bunda tam bir başar› sağlanamad›. Ancak Türkçe
ezan uygulamas›na gösterilen tepkiler incelendiğinde, Bursa olay› d›ş›nda
dikkate değer bir kitle gösterisi ve toplumsal olay yaşanmad›ğ› ve yasağ›
çiğneyenlerin bu tepkilerini kişisel eylemlerle gösterdikleri görülmektedir.
Emniyet Genel Müdürlüğü arşiv kay›tlar›nda ve bas›n organlar›nda yasağ›
çiğneyenler hakk›nda yap›lan işlemlerle ilgili birçok olaya rastlamak
mümkündür.
İlk uygulamaya geçildiği tarihten itibaren başlayan yasak karş›t›
eylemlerin, Atatürk’ün vefat›ndan k›sa bir süre önce de devam ettiği ve
birçok insan hakk›nda işlem yap›ld›ğ› görülmektedir. Bu konuda emniyet
arşivlerinde yer alan olaylardan bir kaç› şöyledir: Isparta’da Uzun oğlu
Ahmet Usta’n›n evinde okutulan bir mevlit esnas›nda Arapça tekbir alan
Hilmi Alâeddin isimli şah›s adliyeye sevk edilmiştir.52 Bayburt ilçesi
Ulucami müezzini hasta olmas› dolay›s›yla 15 Şubat 1938 günü sabah
namaz›na gelen cemaatten mezkûr ilçeden Şükrü Y›ld›z, Arapça ve Türkçe
kar›ş›k olarak kamet getirdiğinden dolay› savc›l›ğa şikâyet edilmiştir.53
Konya’da Kurban Bayram› namaz›nda iki kişi duadan sonra Arapça tekbir
ald›klar› tespit edilip adliyeye sevk edilmiş, ancak herhangi bir cezaya
çarpt›r›lmam›şt›r.54 Erzurum Vilayeti H›n›s kazas›nda Ramazanda imaml›k
yapm›ş olan Molla Ahmed Arapça sela verdikten sonra kaçm›ş ve
50 Ulu Cami’deki vaizin tahrikleri ile uygulamay› bahane eden bir grup halk sokağa
dökülerek valilik önünde gösteri yapt›. Ancak olaylar çok fazla genişlemeden bast›r›ld›. Olaya
çok sert tepki gösteren Atatürk bizzat Bursa’ya gitti. Olay›n Elebaş›lar›ndan olan Nakşibendî
şeyhi Kozanl› İbrahim yakalanarak ağ›r bir cezaya çarpt›r›ld›. Güvenlik kuvvetleri, olaya ön
ayak olanlar› tutuklad›, ihmali görülen memurlara işten el çektirildi. Bkz.: İlhami Soysal,
“Mezhepler Tarikatlar”, Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi, Cilt: V, İletişim
Yay›nlar›, İstanbul, 1983, s. 1366.
51 Bu konuda polis arşivlerinde ve bas›nda yer alan baz› olaylar şöyledir: “Arapça ezan
okumak meselesinden dolay› mevkuf bulunan Çarş› Meydan› ve Ortahisar camileri
müezzinleri Hamdi, Musa, Halil Efendilerin evraklar› ile birlikte Çorum’a gönderilmiştir.”
Bkz.: Akşam (1.3.1933). Urfa’da vazifesi olmad›ğ› halde Arapça kamet eden cemaatten bir
şah›s, Cami Müezzininin ihbar etmesi üzerine yakalan›p Adliye’ye sevk edilmiştir. Bkz.:
EGMA. D.13217–9, K.1999;

Yorum Yaz